|
|
| Mesaj |
Tarih:
Çrş Eyl 06, 2006 10:24 pm Mesaj konusu:
Castlevania Fan Fiction ©2006 |
|
|
.:~ CastleVania: Milenyum ~:.
Yıl: 2006
Yer: Londra-Romanya
Karakter: Micheal Belmont
Bölüm I: Adeta Gerçek
"Karanlık... Çok karanlık... Hiçbir şey göremiyorum!..."
Birilerinin kollarından tuttuğunu hissetti. Hemen sonra da ağzını kapadılar. Kıpırdayamıyordu. Bir süre yerde sürüklendi. Anladığı kadarıyla zemin topraktı. Kafası iyice karışmıştı. Neden orada olduğunu bilmiyordu. Adamların konuşmalarını dinlemeye başladı:
"Bu adamı ne yapmalıyız dersin? Bence diğer cesetlerin yanına postalayalım. Ruh Laneti kullanarak ruhunu Düş Küresi'ne hapsederiz. Belki patron bize fazladan ödeme yapar..."
"APTAL! Görmüyor musun bu adam bir Belmont! Efendimizin istediği adam bu olmalı! Bırak ödemeyi şimdi, eğer bu adamı efendimize götürürsek daha değerli bir ödül verir bize. Bundan eminim... Geçenlerde tartışırlarken duydum, Death ve Shaft da zamanında Alucard'a karşı savaşmışlar ve Alucard'ın gücünün azalmasını sağlamışlar. Biliyorsun, Alucard yarı-ölümsüzdü ve bu kirli Belmont kanından gelen Richter'le birlik olmuştu. Eğer bu pis Belmont'u efendimize sağ olarak götürürsek belki Death ve Shaft'ın boşalttığı yeri biz doldurabiliriz..."
Hiçbir şey anlamamıştı. Bu adamlar neden bahsediyorlardı? Daha önce bulması gereken bir cevap vardı, buraya nasıl gelmişti? En son hatırladığı, uyumak üzere yatağına girdiğiydi. Sonra kendini bilmediği bir yerde, İngilizce'yi düzgün konuşamayan iyi adamın yanında buldu. Burada olmasının sebebi bir Belmont olmasıydı ama ailesinin bununla ne alakası vardı? Bir rüya olmalıydı bu. Onlarca dış korumanın ve ev görevlisinin arasından sıyrılıp onu kaçırmaları kolay birşey olamazdı. Özellikle en üst kattayken... Rüya olmalıydı bu. Bir şekilde uyanmalıydı. Haykırmaya çalıştı bir an, belki sesi çıkar diye. Ama adamlardan biri karnına tekme atınca nefesi kesildi. Zaten kafası karışıktı, bir de bu derbe gelince çaresizlikten ağlamaya başladı. Fark etti ki gözyaşı bile akmıyordu. Tam aksine, ağlayınca sağ bacağındaki bir bölge ağrı yapıyordu. Bu sefer de sakinleşmeye çalıştı, ağlamayı kesti. Dua etmeye başladı. Yardım istiyordu Tanrı'dan. Belki de demin bahsettikleri Belmont yandaşı Alucard'dan. Kimden olursa olsun, yeter ki kurtulsun bu garip yerden... Adamlar kendi aralarında konuşup kahkaha atıyorlardı, ta ki garip birşeyler oluncaya kadar. Adamlar bir an sustular, sonra garip bir ses duyuldu. Ses kısılıp bitince bir anda adamı sarmış olan halat parçalara bölündü, gözündeki ve ağzındaki bezler çıkarıldı. Önünde uzun boylu, hafif kamburu çıkmış, uzun beyaz saçlı bir adam duruyordu. Adamın arkasında çok güzlü bir ışık kaynağı vardı, etraf bembeyaz görünüyordu. "Kurtuldun...", dedi adam, Micheal'ın konuşmasına izin vermeden, "Aklını okuyorum. Geçmişini araştır, cevapları bulacaksın. Romanya Kraliçesi'nin Rûnelarındaki gizli gerçeği bulmalısın. Unutma, geçmiş peşinde..."
Kan ter içinde uyanıverdi. Etrafına bakındığında odasında, güvende olduğunu gördü. Üstünü değiştirmek için dolabının yanına gitti. Pijamasının üstünü çıkarıp gömlek giydi. Gömleğin kol düğmelerini iliklerken kolundaki birçok kesiği gördü. Bunlar rüyasında gördüğü iplerin yarattığı izlerdi ama rüyanın etkisiyle uyurgezer gibi birşeyler yapıp kendine zarar vermiş olma ihtimali de vardı. Öyle olmalıydı, böyle bir rüyanın neresi gerçek olabilirdi ki. Pantolonunu giyerken bacağındaki devasa morluğu gördü. Anlaşılan rüyası gerçekti, çünkü bacağında, morluğun tam ortasında, turuncu bir B harfi vardı. Bu da Micheal'ı ailesinin geçmişi hakkında araştırma yapma konusunda ikna etmişti... |
|
|
|
 |
|