Tarih:
Sal Ağu 07, 2007 3:48 pm Mesaj konusu:
Ay Savaşçısı
Karanlık bir geceydi ve olanca hızıyla koşuyordu arkasındaki tehtidin ne oldunu biliyordu ama durmamalıydı. Bir köşeyi döndüğünde bir el yakasına yapıştı ve kendine çekti
--: iyimisin
--: evet ama yorgunum
--: tamam bundan sonrasını ben alırım
--: dikkatli ol sevgilim
--: merak etme canım beni düşünme git ve güvenli bir yere saklan
--: sen ne olucaksın
--: bu perşomenlerin güvenle yerine ulaşması gerek
--: seni seviyorum dikkat et lütfen ve beni bul tamammı
--: tamam şimdi git hadi
Siyah kıyafetiyle ara sokaklarda kayboldu şimdi iş sevgilisine kalmıştı oda hızlı adımlarla gitmesi gereken yere doğru yöneldi arkasında iri cüsseli ve son derece tehlikeli iblisler vardı
Elindekiler ne olursa olsun onların eline geçmemesi gerekiyordu. kovalamaca bütün gece sürmüştü en sonunda çıkmaz bir sokağa girdi
--: nerdeyim ben
---: son duraktasın dostum
--: sen...
--: bizi çok uğraştırdınız ama bütün çabalarınız boşa gitti perşomenleri bize ver
--: hayır asla olmaz
--: belki bu fikrini değiştirir
bir iblis delikanlının sevgilisini esir almıştı
--: hayır ona zarar vermeyin
--: perşomenler dostum hemen!!
--: hayır canım sakın onlara perşomenleri verme
delikanlı elindeki perşomenlere baktı sonra sevgilisi ile göz göze geldiler birbirlerine sanki birşeyler söylüyorlardı delikanlı perşomenleri birden ateşe verdi saniyeler içinde perşomenler kül yumağına dönmüştü
--: bunu yapıcanı tahmin etmiştim delikanlı
--: ne!!
--: o perşomenler bana olduğu kadar sizede çok lazım eminim birer kopyaları vardır
--: ...
--: şimdi kulaklarını aç ve iyi dinle sevgilinle tekrar buluşmak istiyorsan bize perşomenleri getir yoksa sevgilinin parçalarını teker teker sana postalarız delikanlı
iblisler karanlık toz bulutunda kayboldular delikanlı ve sevgilisi nemli gözlerle birbirlerine haykırıyorlardı ama bir fayda etmemişti
Aynı günün sabahı...
Eymi: usagi!!!..Usagi!!!!
rei: ne kadar vurdumduymaz bir kız bu hiç büyümiycekmi
minako: neler oluyo kızlar uyumaya çalışıyorum
makoto: okula geç kalıyoruz kızlar hadi acele edin
usagi kapıyı açtı her halinden uykusunu alamadığı belli oluyordu
usagi: günaydın
eymi: hadi usagi okula geç kalıcaz acele et
usagi ve diğer kızlar bir apartman dairesinde yaşamaya başlamışlardır.Apartman okullarına çok yakındı kendi kendillerine bir evi çekip çeviriyorlardı.Akşamda evde ders çalışıyor boş zamanlarda da eğleniyorlardı
Öğlen saatleri Tokyo'ya ilerleyen bir trende
deniz: şu manzaraya bakarmısınız çok güzel
buket: evet çok hoş bi yer
melis: üff bi uyutmadınız ya dır dır dır
aise: ama melisciğim sende 12 saattir uyuyorsun havadanmıdır nedir seni bugün uyanık göremedik
melis: iyi ya tamam elçin nerde
buket: onu tren tuttu lavaboda
elçin: ayyy çok fenayım ya
deniz: iyimisin canım
elçin: çıkardıkça düzeliyorum
melis: iğrençsin
elçin: pardon
buket: az bi yolumuz kaldı kızlar ben çok heyecanlıyım
deniz: evet bende
meral: yaşasın ya sonunda tokyoyada ayak basıcamya ...
aise: aaa şuna bakın
melis: neye
buket ne nerde nasıl
aise: şu ormanda bi şey gördüm ya
elçin: sen bence dinlen biraz
aise: yok ya gördüm işte ama çok tandık geldi
meral: hayvandır ya ormanda başka ne olurki
Tren gara yanaştı tüm yolcular yavaş yavaş iniyorlardı...
1. BÖLÜMÜN SONU...
_________________ SEN NE TATLI ŞEYSİN ÖYLE MİÇHİRU
Karanlıkta Saran ve Korkutan Dünyayı Ters Döndüreceğim ve Afetmem İzin Vermem Yoluma Çıkanı
Kızlar bavullarını alıp yavaş yavaş gardan çıkmaya çalışıyorlardı
deniz: görüyorsunuz değilmi insanlar nasılbirbirlerine saygı gösererek ilerliyor
melis: bizde olsa magandanın biri çıkar ite kaka geçmeye çalşır
aise: evet hakaten ha hele bide bayan görseler hemen salyalarını akıta akıta bakmaya başlarlar
meral: bakın o kadar erkek var hiç biri dönüpte bakmadı helal olsun
buket: sana bakmamalarını bizde çok normal karşılıyoruz canım
elçin: hahahahaha!!!
meral: aaaa aşk olsun
buket merale sarılarak gönlünü aldı
buket: kızma canım şaka yaptım
meral: tamam tamam bana dondurma alırsan barışırız
elçin: evet evet bizde isteriz
buket: tamam kızlar tamam bi evimize yerleşelim hallederiz
Büyük kalabalık tren garında dağılarak küçülüyordu buket bu küçülen kalabalıkta çantasına birinin dokunduğunu hissetti eliyle çantasını kontrol etti.Gardan dışarı çıktı akşamın serin rüzgarları yüzlerine vurdu
meral: oh be sonunda
aise: şimdi nereye gitcez
buket: Türk konsolosluğuna gidicez yarım saatlik bi mesafedeymiş bize bi rehber vericekler
deniz: hadi ozaman tabanlara kuvvet
Kızlar yarım saatlik keşif gezisinden sonra konsolosluğun verdiği rehber eşliğinde evlerine gittiler rehber onlara telefon numarasını bıraktı ve gitti
meral: çok güzel
deniz: evet
buket: kızlar herkezin kendi odası var biliyomuydunuz
aise: aaa çok güzel ya
elçin: ben şurdakini alcam
meral: al canım al sana serbest
buket: hadi kızlar odalara önce bi yerleşelim sonra gezmeye çıkarız
elçin: evet evet daha dondurma yiycez
odalara girdiler herkez yerleşip dinleniyordu buket bavullarını açtı eşyalarını dolabını yerleştirdi boş bavullarını kapının yanına koydu el çantasından cep telefonunu alıcaktıki kahverengi bir kağıt parçası dikkatini çekti rulo şeklinde kıvrılmış içinde garip şekiller ve yazılar vardı
buket: bu nedir ya böyle
buket kağıdı açtı içeriğinden hiç bişey anlamamıştı
buket: nerden geldi bu buraya hayret bişey
buket kağıdı yanına aldı kafası karışıktı kağıdı mutlaka çözmesi gerektiğini hisetmişti
o esnada kapıları çaldı meral kapıyı açtı
eymi: meraba
meral: meraba
minako: biz üst komşularınızız benim adım minako buda eymi
meral: memnun oldum bende meral içeri geçermisiniz
eymi: hayır teşekür ederiz aslında biz sizi akşam yemeğine davet etmek için gelmiştik
buket: kim geldi... meraba...
meral: tabiki geliriz ne zaman müsait olursunuz
minako: akşam 20:00 de görüşürüz
meral: tamam teşekür ederiz
buket: ne oldu
meral: bizi yemeğe davet ettiler
elçin: kim onlar
meral: üst kattakiler
deniz: ne güzel ya çok iyiler valla
aise: e hadi üzerimize güzel bişeyler giyip gidelim
Saat 20:00'de üst kata çıktılar yemek hazırdı hemen oturdular güzel bir yemekten sonra oturup sohbet etmeye başladılar birbirleri ile tanışıp daha ilk günden güzel bir dostluk bağı kurmuşlardı.
Güzel sohbetleri kapılarının çalması ile bölündü
makoto kapıyı açtı içeri mavi gözlü güzel bakışlı ve düzgün fizikli genç bir kız girmişti saçları beline kadar geliyordu nerdeyse melek masumiyetinde bir yüzü vardı
miçhiru: meraba
meral: meraba
makoto: tanıştırıyım miçhiru bunlarda meral elçin buket deniz aise ve melis
miçhiru: memnun oldum
buket: bizde memnun olduk
eymi: hoşgeldin miçhiru gelsene
miçhiru: teşekür ederim
meral: ne kadar güzel dimi
melis: ay evet Allah sahibine bağışlasın
elçin: geç oldu artık biz kalkalım
buket: evet teşekür ederiz herşey için
kızlar tam evden dışarı çıkacakken birden elektirikler gitti ancak diğer evler yanıyordu
buket: neoluyo ya
elçin: ayy çok korkuyorum
usagi: bendeee!!!
2. bölümün sonu...
_________________ SEN NE TATLI ŞEYSİN ÖYLE MİÇHİRU
Karanlıkta Saran ve Korkutan Dünyayı Ters Döndüreceğim ve Afetmem İzin Vermem Yoluma Çıkanı
evet ben daha tam olarka rol olarak anlamış değilim. baş rol kimin merak ediyorum. belkide acele okuduğumdandır. ama çok güzel olmuş. merakla devamını bekliyorum. teşekkürler
_________________
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum!
baş rol filan yok benim hikayemde baş rol olmaz o yüzden her an herkeze bişey olabilir
size tavsiyem karanlıkta basamaklara dikkat edin ayrıca bi tane mum yaksanız iyi olur çünki karanlık apartman koridorunda yanlız değilsiniz
_________________ SEN NE TATLI ŞEYSİN ÖYLE MİÇHİRU
Karanlıkta Saran ve Korkutan Dünyayı Ters Döndüreceğim ve Afetmem İzin Vermem Yoluma Çıkanı
heheheh çok ii gidiyoo karanlık ve parşomen işini sevdim
bu arada bende olsam (benim zaten:P) hemen parşomeni araştırma ihtiyacı hissederdim sağol kunzite devam devam
ohhooo neler yazmıyoki istanbul gecelerine akan ünlülülerin gizli sırları
kim kiminle nerde ne yapıyo
haftanın şıkları rüküşleri
gelecek bölümü kaçırmayın
3 aylık son bahar tatilinden sonra 3. bölümü siteye ekliycem görüşürz
NİHAHAHAHAHA
_________________ SEN NE TATLI ŞEYSİN ÖYLE MİÇHİRU
Karanlıkta Saran ve Korkutan Dünyayı Ters Döndüreceğim ve Afetmem İzin Vermem Yoluma Çıkanı
Elektirikler gitmişti ama diğer apatmanların ışıkları yanıyordu
meral: çok karanlık basamaklara dikkat edin
elçin: çok korkuyorum
eymi: şurda bi yerde mum olcaktı
minako: işte şurda
Derken birden ışıklar tekrar yandı
aise: ohh be
makoto: arızayı giderdiler sonunda
melis: e artık gidelim biz iyi geceler
deniz: buket nerde
elçin: şimdi burdaydı
meral: bukeeettt!!!
elçin: Alla Alla buket nereye kayboldu şimdi
eymi: bizle birlikte çıkmamışmıydı
miçhiru: evet hemen arkamızdan geliyordu
aise: ayy polise haber verelim nolur
usagi: sakin olun arkadaşlar tamam gelin önce bi sakin kafayla düşünelim
meral: melis sen bi aşağıya bakıpta gelsene
melis: tamam
Çaresizlik içinde tekrar eve girdiler melis'te kontrol etmiş buketin aşada olmadığını görmüştü
elçin: nereye kayboldu kız ya kaşla göz arasında
aise: ya ben çok kötüyüm buket ablaya ne oldu
deniz: sakin ol canım bişey olmadı gelicek
Polise haber verilmiş geniş çaplı bir araştırma başlatılmıştı. Kızların beklemekten başka yapacakları bişey yoktu. O geceyi yarı uykulu yarı uykusuz geçirdiler buketten hala haber yoktu rei ve eymi güzel bir kahvaltı sofrası hazırladılar ister istemez biraz kahvaltı yaptıktan sonra tekrar beklemeye başladılar. Ansızın çalan kapnın ziliyle irkildiler elçin koşar adımlarla kapıyı açtı buketi karşısında görünce yüzüne bir ferahlık inmişti
elçin: buket nerdeydin ya öldük meraktan
meral: nerdeydin kızım ya üfff
Buket konuşmuyordu garip bir hali vardı
melis: iyimisin canım
buket: uyumak istiyorum
aise: gel inelim
minako ve arkadaşları bi şeyden şüpelenmişlerdi birbirleri ile kısa süreli bakıştıktan sonra eymi buketin kolundan tuttu ve kendi odasına götürdü
eymi: buket bizde kalsa iyi olur
rei: evet sizde pijamalaınızı alıp buraya yerleşin yeteri kadar yerimiz var
elçin: ben miçhiru ile kalmak istiyorum
deniz: hayır miçhiruyla ben kalıcam
miçhiru parmağındaki yüzüğü göstererek
miçhiru: üzgünüm ama ben nişanlımın yanında kalıcam
deniz: aaaaa
elçin: pardon ya ....
eymi: buket beni duyuyormusun
buket: evet
eymi: olanları hatırlyormusun
buket: bilmiyorum
eymi: ışıklar gittiğinde nereye kayboldun buket,
buket: hatırlamıyorum
eymi: bütün gece ne yaptını hatırlamıyomusun
buket: uyanmadan önce bi ses duydum çok tanıdıkdı
eymi: nasıl tanıdık
buket: yani ne biliyim çok tanıdıkdı işte
eymi: tamam canm yorma kendini
buket bi anda yattığı yerden fırladı
buket: perşomenler!!!!!!
eymi: ne !
buket: perşomenlerim nerde
eymi: ona parşomen denir canım
buket: her neyse işte onlar akşam yanımdaydı çalınmış
eymi: anladım demek seni o dediğin parşomenler yüzünden kaçırmışlar ne yazıyordu biliyomusun
buket: hayır çok karışık şeyler yazıyordu
eymi: hımmm öncelikle seni nasıl o kadar kişinin arasından kaçırdılar anlamıyorum sonra bu parşomenler sende ne geziyordu
buket: doğrusu bana nerden geldi bende anlamış değilim
eymi: bak canım beni iyi dinle sana söyliyceklerim kesinlikle bu odadan dışarı çıkmamalı
buket: tabiki çıkmaz seni dinliyorum
eymi: son zamanlarda tokyo başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde açıklanamayan olaylar oluyor insanlar parklarda ıssız yerlerde veya ormanlarda garip şekiller gördüklerini söylüyorlar.
buket: aaa evet gelirken bizden biri de gördünü sanmıştı
eymi: işte bütün bunların aslında bir açıklaması var
buket: ne
eymi: uzun süredir dış dünyadan yer yüzüne gelen yaratıklarla savaşıyoruz bunlar çok tehlikeli ve acımasız yaratıklar dünyamızın kaynaklarını ele geçirip insan ırkını ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar
buket: bunlar çok saçma
eymi: hayır saçma değil parşomenler eğer onların ellerine geçtiyse sonumuz yakın demektir
buket: eymi butün bunlar bana çocuksu hayaller gibi geliyor
eymi: ...
buket: neden öyle bakıyorsun
eymi eliyle buketin alnına dokundu buket eyminin yaşadığı savaşı ve iblislerle yaptıkları tüm kavgaları görüyordu buketin gözleri fal taşı gibiydi
buket: aman Allahım tamam inandım ne yapmalıyım
eymi cebindden küçük mor bi kutucuk çıkardı
eymi: bunu al başın derde girince sana yardımı olucaktır
buket: nasıl kullanıcam bunu
eymi: kutuyu açıp gözlerini kapatman yeterli
buket: çok teşekür ederim
eymi: önemli değil bu konuştukarımızı kimsenin duymaması gerek
buket: tamam merak etme
O sırada içerde
elçin ve melis miçhirunun yüzüğünü inceliyorlardı
elçin: çok şanslı bi insan olmalı
miçhiru: aslında onun gibi birini bulduğum için şanslı olan benim
meral: vaaayyy bizi tanıştırırmısın
miçhiru: birazdan beni almaya gelicek ama geç kaldı
elçin: hımmm
Kapı çalınır
usagi: miçhiruuu o geldi
semih: benim bir ismim var
usagi: ama çok zor söyleniyor
semih: söyleyecek kişinin zeka seviyesi baz alınarak konulmuş herkez söyleyemez
usagi: anlamadım kötü bişey söyledin dimi sen
semih: öffff
miçhiru: meraba canım
semih: meraba hazırmısın
miçhiru: evet
buket: bu ses
eymi: ne oldu
buket: çok tanıdık bir ses duyuyorum bi kere daha duymuştum
eymi: neye benziyor açıklayabilirmisin
buket: bilmiyorum çok ince bi ses ve giderek azalıyor
miçhiru: artık gidelimmi
semih: tamam aşkım gidelim
miçhiru ve semih ordan ayrıldırlar ...
eymi: hala duyuyormusun
buket: hayır tamamen kayboldu
eymi: tamam biraz dinlen
buket: parşomenler onların eline geçti eymi ne yapıcaz
eymi: merak etme o parşomenler çok eski dillerle yazılmışlardır bir tercuman olmadan hiç bişey yapamazlar
buket: tercumanmı
eymi: evet ama bu senin bildiğin tercumanlardan değil
buket: anlıyorum
eymi: ama daha kötü güçlerin eline geçtiğinide tam olarak bilmiyoruz
buket: bana onlardan bahsedermisin
eymi: çok tehlikeli yaratıklardır başladında bir büyücü var ama parşomenleri o bile çözemiyor
buket: hımm
O gün bitmişti kızlar usagi ve arkadaşlarndan bir an ayrılmıyorlardı her yere birlikte gidiyor akşamlarıda birbirlerinin odalarında kalıyorlardı.yine bir gün akşam saatlernde eve dönüyorlardı
elçin: buket abla hadisene
buket: ya ben su alcaktım geliyorum hemen
elçin: tamam
buket marketten suyunu alıp dönerken yine o tanıdık sesi duyuyordu sanki iki kişiin arasındaki konuşmaları dinleyebiliyordu sesler onu karanlık bir sokağa sürüklüyordu birden kendine geldi
buket: nerdeyim ben
--: Japonyaya hoş geldiniz
buket: sen kimsin be
--: bu çok ayıp bir bayana bu tip kelimeler hiçyakışmıyor
buket: parşomenlerimi siz çaldınız dimi hemen geri istiyorum
--: üzgünüm onları sana veremeyiz
buket: peki benden ne istiyorsun
--: uzun zaman önce biriyle anlaşma yapmıştım parşomenler karşılığında
buket: ...
iki iblis kollarından tuttukları genç kızı buketin önüne attılar
buket: gel canım iyimisin
--: evet sağol
--: artık size ihtiyacım kalmadı sevgiline geri dönüp yeterince kısalan ömrünüzün son demlerini yaşayabilirsiniz
yabancı ve iblisleri karanlıkta kayboldular
buket: canım senin ismin ne
--: ismim michelle
buket: tamam gel hadi seni bihastaneye götüreyim
michelle: hayır hastane olmaz
buket: ama çok yorgun düşmüşsün
michelle: lütfen ..
buket: tamam gel
buket eymilerin evine götürdüğü genç kıza hemen ilk müdahale yapıldı eymi arkadaşları michelle'i tanıyorlardı
usagi: bu michelle
rei: uzun zamandır tutsaktı kurtulmuş
buket: hepsi benim yüzümden
elçin: ben hiçbişey anlamadım
melis: bende
eymi tüm kızlara bukete anlattığı şeyleri anlatmıştı ve bukete verdiği gibi hepsine ayrı renklerde kutular verilmişti
michelle: eymii
eymi: efendim
michelle: sevgilim nerde
eymi: hiç görmedik canım
michelle: ya öldüyse
buket: sanırım çantama parşomenleri koyan kişiden bahsediyorsunuz
eymi: evet büyük ihtimal o
rei: ama düşmanlar parşomenlerin sende olduğunu nasıl anladılar
buket: zaman zaman duyduğum o seslerin bunla bi bağlantısı olabilirmi
michelle: evet karanlık büyücü sevgilimin seninle kurduğu telapatik taması duyabilir
buket: anlıyorum demek izimi öyle buldular
O esnada kapı çok şiddetli bir şekilde çalınmaya başlar...
3. bölüm bitti
_________________ SEN NE TATLI ŞEYSİN ÖYLE MİÇHİRU
Karanlıkta Saran ve Korkutan Dünyayı Ters Döndüreceğim ve Afetmem İzin Vermem Yoluma Çıkanı